kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2015 Salı

Yeni Başlayanlar İçin Yöneticiyle İletişimi Güçlendirecek 18 Tüyo


 

Nasıl yardımcı olabilirim?
Bu, tüm yöneticilerin en çok duymak istediği cümledir. Böyle sorarak takımın bir parçası olduğunuzu, yardımcı olmak istediğinizi gösterirsiniz.

Problem değil.
Yöneticiniz sizden bir şey yapmanızı istediğinde hiç tereddüt etmeyin. Pozitif olun ve işi seve seve kabul edin.

Daha fazlasını öğrenmeyi isterim.
Böyle söyleyerek; yaptığınız işte uzmanlaşmak istediğinizi ve öğrenmeye hevesli olduğunuzu gösterirsiniz.

Nasıl geliştirebilirim?
Bu cümle özellikle performans görüşmelerinde kullanılmalıdır. Sizin yapıcı ve gelişime açık olduğunuzu gösterir.

Bu konuyla ben ilgilenirim.
Bu, gönüllüğünüzü ve liderlik özelliklerinizi gösterir.

Gününüz nasıl geçti?
Yöneticinizin de insan olduğunu unutmayın. Onun da sizin gibi iyi ve kötü günleri olabilir.

Yöneticinizin sizin özel hayatınızı, ailenizi önemsemesini istediğiniz gibi siz de onunla ilgilenin. Sadece iş konuşmayın.

Teşekkür ederim.
İyi bir yönetici, çalışanları işinde başarılı olduğunda onlara teşekkür eder. Peki, kim yöneticisine teşekkür ediyor?

İşimi seviyorum.

İşinizle ilgili her şeyi sevmeseniz bile yöneticinize bahsedebileceğiniz güzel şeyler de vardır.
İşini seven, istekli bir çalışanı hangi yönetici sevmez ki?

Problemi X yoluyla çözebiliriz.
Yöneticiler sorun yaratıcı değil, problem çözücü çalışanları severler. Yöneticinize; “ Böyle bir problemimiz var. Bu problemi X,Y ve Z yolları ile çözebiliriz. Ben X yolu ile çözebileceğimizi düşünüyorum. Çünkü……………………………

Böyle yaparak yaratıcılığınızı göstermiş olursunuz. Yöneticiniz sizin önerdiğiniz çözümleri kullanmasa bile göstermiş olduğunuz çabadan etkilenecektir.

Bunun yapılmasını uygun gördüğüm için yaptım.
Bu cümle herkesin kulağına küpe olmalı. Yöneticiler verdikleri işi kendi başına yapabilen çalışanları takdir ederler.
Tamamladığınız iş sizin asıl işiniz olmadığı halde yaptıysanız yıldızları aldınız demektir.

Bir fikrim var.

İyi bir yönetici yeni düşüncelere açıktır. Fikirlerinizi, önerilerinizi yöneticinizle paylaşmaktan çekinmeyin.

Tatil planı yapmadan önce sizin fikrinizi almak istiyorum.
Otel rezervasyonunuzu yaptınız, uçak biletlerinizi aldınız. Tüm tatil hazırlıklarınızı yaptıktan sonra yöneticinize haftaya tatile gideceğinizi söylüyorsunuz. Bütün yöneticiler bundan nefret eder.

Tatil planınızı yapmadan önce iş yoğunluğunuzu ve uygun zamanı yöneticinizle paylaşmanız ve onun da fikrini almanız daha uygun olacaktır.

Bu işi olmuş bilin.
Yöneticiniz size bir iş verdiğinde gözü arkada kalmıyorsa aranılan çalışan olmanıza az kalmış demektir.

Sizin konuşmanızdan anladığım kadarıyla……………
Duyduğunuzu tekrar etmek aktif bir dinleme tekniğidir.  Size ilk başta garip gelebilir ancak bu sizin yöneticinizi dinlediğinizi ve konuyu anladığınızı gösterir.

Kabul ediyorum bu konuda hata yaptım. Fakat gelecek sefer daha dikkatli olacağım.
Yöneticiler, yalan söylemeyip hatasını kabul eden çalışanları her zaman takdir ederler.

…………. konusunda tavsiyenize ihtiyacım var.
Yöneticiler alanında uzman olarak görülmekten, takdir edilmekten hoşlanırlar. Bu yüzden çalışanlarına kariyerleriyle, mesleki ve kişisel gelişimleriyle ilgili tavsiye vermeyi isterler.

Zaman zaman yöneticinizden tavsiyeler isteyerek kendisini daha değerli hissetmesini sağlayın.

Size katılıyorum.
Herkes düşüncelerinin onaylanmasından hoşlanır, bu kişi yöneticiniz olsa bile.

X Bey sizin görüşünüze de katılıyorum ancak benim de sizinle paylaşmak istediğim şöyle bir düşüncem var.
Yöneticinizin herhangi bir konuyla ilgili hata yaptığını düşündüğünüzde bunu başkalarının yanında paylaşmayın. Yalnız kaldığınızda konuyla ilgili görüşünüzü dile getirin, böylesi daha doğru olacaktır.

Kaynakça: Marr, Bernard, 20 Things Your Boss Will Love To Hear and Why, 2015

8 Mart 2015 Pazar

Planlı Çalışmak




Artan rekabet koşullarında zaman  çok önemli. Hepimiz yapacak çok işimiz olduğundan ancak bunları yapmaya zamanımız olmadığından şikâyet ederiz.  
Planlı yaşamayı öğrenerek zamanınızı yönetebilirsiniz... Bu sayede hem organize olur hem de yapmayı unuttuğunuz bir iş kalmaz.

Mesainin ilk 10 dakikası

Sabah ofise geldiniz ve kendinize güzel bir kahve söylediniz. Kahvenizi yudumlarken 10 dakikanızı ayırarak yoğun iş gününüzü planlayabilirsiniz. Öncelikli işlerinizi belirleyin ve gün içerisinde yapmanız gereken işleri önem sırasına göre planlayın.

Bu sabah yapmam gereken en önemli iş ne?

Bugün için ajandama not aldığım ne var?

Gün içerisinde yapmam gereken telefon görüşmeleri var mı?

Bugün hangi toplantılara katılacağım?

Bugün tamamlamam gereken bir iş & proje var mı?

Mesainin son 10 dakikası

Gözünüz saatinizde. Çok yoruldunuz ve mesainin bitmesine az bir zaman kaldı. Mesainizin son 10 dakikasını gününüzü özetlemeye ayırırsanız, hem tamamladığınız işleri görüp rahatlarsınız hem de yarın için zaman kazanırsınız.

Teşekkür etmem gereken birileri var mı?

Gün içerisinde yaptığım en önemli iş neydi?

Yarın hangi toplantılara katılacağım?

Yarın yapmam gereken neler var?






Kaynakça: Robinson, Andy, How To Spend The First And Last 10 Minutes Of Your Workday, 2015




5 Mart 2015 Perşembe

Kraliçe Arı Sendromu



Kraliçe arı; bal arısı kolonilerinde görülen; yetişkin, çiftleşmiş dişi arıdır.  Genellikle bir kolonide tek bir kraliçe bulunur ve kolonideki arıların çoğunun annesidir.

İş hayatı da arı kovanına benzer. Kraliçe arı olmak için savaşan pek çok kadın vardır.
Kraliçe Arı Sendromu; çalışma hayatında özellikle üst yönetimde çalışan kadınların, diğer kadınları ezerek, yok sayarak onları yönetme durumudur.

Kısacası kadın çalışanın diğer kadın çalışanlara yaptığı mobbinge “ Kraliçe Arı Sendromu “ denir.
İletişim, ekip çalışması, empati, çatışma ve değişim yönetimi gibi konularda kadınların daha başarılı olmaları nedeniyle iş hayatındaki kadın sayısı oldukça artmıştır. Özellikle son yıllarda üst düzey yönetici pozisyonunda kadın çalışanlara sıkça rastlamaktayız.

Ancak yapılan araştırmalara göre kadınlar, kadın yönetici yerine erkek yöneticiyi tercih ediyor ve yükseldikçe etrafında diğer kadın çalışanları istemiyor. Kraliçe arılar oyunun kurallarını kendileri belirlemek istiyor.

Kraliçe arılar iş hayatında var olmak için erkek gibi davranmak zorunda olduklarını düşünürler. Kendilerini kabul ettirmek için erkek davranışlarını örnek alarak erkek gibi hareket etmeye başlarlar. Bu davranışları da kadın çalışanlara karşı kullanırlar.

Kraliçe arı, diğer kadınların rekabet etmesini engellemeye çalışır.

Kendisine bağlı çalışan kadınların yükselmesini desteklemez.

Kendisini diğer kadınlardan koruma düşüncesiyle diğer kadınları uzaklaştırmak ister.

İşleri değil diğer kadını kontrol etmek ister.

Kendini herkese ispat etme telaşındadır.

Kadınsal hırsları profesyonelliğin önüne geçer.

Korku yaratarak düzen sağlamak ister.

Aşırı denetimci olup gücü hep ellerinde tutmak ister.

Diğer kadın çalışanlara sen yoksun mesajı vererek onu yalnızlaştırmak ister.

Diğer kadını itibarsızlaştırmak için uğraşır. Onu istenmeyen kişi ilan eder.

Kadını mutsuz edecek davranışlarda bulunur.

Çalışanlara diğer kadının dedikodusunu yapar.

Diğer kadını gülünç duruma düşürmeye çalışır.

Diğer kadını zayıf duruma düşürerek performansını etkiler.

Kadının hata yapması için zemin hazırlar.


25 Şubat 2015 Çarşamba

Mülakat Günü Grip Oldum Hayata Küstüm


                                       

Tam da grip mevsimindeyiz. Bu havalarda kendimizi ne kadar korursak koruyalım, grip olmaktan kaçamıyoruz.

İş arıyorsunuz ve önceden planlanan görüşmeleriniz var. Hiçbir şey grip olmanızdan daha kötü olamaz. Evde kalıp dinlenmeniz, kızarmış bir burunla, bir elinizde peçeteyle mülakata gitmekten daha iyidir.

Ancak görüşmeyi ertelemeniz iş başvurunuzu tehlikeye atacaktır. Mülakatı ertelemek istediğinizde size başka bir mülakat tarihi vereceklerini bilemezsiniz. Önemli bir nedeniniz yoksa iş görüşmelerinizi asla ertelemeyin.

Mülakata gidemeyecek kadar hasta olduğunuzu düşünüyorsanız, mülakatı ertelemek için işe alım uzmanını arayın. Bir ya da iki gün önce bildirmek en uygun olanı ancak mülakat günü aramanız gerekiyorsa mümkün olduğunca erken aramaya dikkat edin. Sekreteri arayıp ona mesaj bırakmayın. Görüşmeyi yapacak işe alım uzmanına ya da asistanına ulaşmaya çalışın. Okunmaması ihtimalini de düşünerek mail göndermeyin. Hiç kimseye ulaşamadığınız zaman son çare mail gönderin. E- mail de mazeretinizi açıklamadan önce hangi pozisyon için nerede, ne zaman kiminle görüşme yapacağınızı da belirtin.

İşe alım uzmanına ulaştığınızda görüşmeyi ertelemenin mümkün olup olmadığını sorun ve neden iptal etmek istediğinizi kısaca açıklayın. Telefonu kapatmadan önce gösterdikleri nezaket için teşekkür etmeyi de unutmayın. İkinci bir mülakat tarihi verildiğinde mutlaka onlara uyun.

Pek çok kurum mazeret göstermeden iş görüşmesine gelmeyen adayları kara listeye alıyor ve ilerleyen zamanlarda farklı pozisyonlar için bile adaya ikinci bir şans vermiyorlar.

Yapmanız gereken en iyi şey gripten kurtulmak. Gripten kaçamadıysanız sağlığınız ve iş arayışınız için bol bol dinlenin ve C vitamini alın.

 

 

 

Kaynakça: Bradley, Arleen, 2015, Interview and the Flu: What I do

12 Şubat 2015 Perşembe

Urfa'da Oxford Vardi Da Biz Mi Gitmedik?


Sahte diploma vakalarını son günlerde sıkça duyuyoruz. Beni en çok şaşırtan ise bu olayın TÜBİTAK'da yaşanması oldu. TÜBİTAK gibi bir kurum bile sahte diplomalı birini fark edemiyorsa diğer kurumları düşünmek bile istemiyorum.
Sahte diploma alanlar, yıllarca okumuş uğraşmış insanların hakkını yiyip iş bulmanın yanı sıra, kurumlardan haksız maaş alarak kurumları da zarara uğratıyorlar.
 
İnsan kaynakları çalışanı olarak işe yeni başlayacak adaylardan istediğimiz diploma ya da sertifikaların doğruluğunu sorguluyor muyuz?
Benim cevabım koca bir H A Y I R!

Pek çoğumuz adaya güveniyoruz.  Ancak sahte diplomalıların oldukça profesyonel olduklarını unutmamalıyız. Bu kişiler mülakattan önce yoğun bir makale- tez okuma dönemine giriyorlar. Sahte diploma aldıkları bölümle ilgili sertifika programlarına, seminerlere katılıp, literatürü su gibi içiyorlar. Oldukça hazırlanmış bir şekilde mülakata geldikleri için ilk etapta fark edilmeleri güç. Mülakatlarda ve yazılı sınavlarda sahte diploma sahiplerinin diğer adaylardan daha başarılı olması, yakalanmamak için çok çalıştıkları dikkate alındığında şaşırtıcı bir sonuç değil.

Sahte diplomaların önüne geçmek aslında çok kolay. Üniversiteler,  mezunlarını kendi web sayfalarında yayınlayabilirler.   Ya da YÖK işverenlerin şifreleriyle giriş yapabileceği “ Mezun Sorgulama Sistemi “ oluşturabilir. 

Sahte Diplomaların Bilinmeyenleri

En çok tercih edilen üniversite ODTÜ.
Kim ODTÜ’den mezun olmak istemez ki. Sahte diploma almak isteyenler;  madem üniversite mezunu oluyorum olmuşken ODTÜ olsun diye düşünüyorlar galiba.

Türkiye genelinde en çok Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde yaygın.
Sahte diplama ücreti 3 bin ile 40 arasında değişiyor.
Doğu bölgelerinde sahte diploma almak daha ucuz. Ancak Batı’ya doğru gidince 40 bin liraya kadar çıkabiliyor.

Sahte diplomalar tek kişi tarafından satılmıyor.
Sahte diploma satan 30 kişilik çeteler de var. Hatta bu çeteler bir matbaa kurup işi profesyonelliğe dökmüşler.
Meslek Yüksek Okulundan mezun bir insan kaynakları çalışanı işe başlayacak bir adayın diplomasını iyi niyetle ( ! ) belki günün birinde lazım olur diyerek fazladan fotokopi çekmiş. Daha sonra isim kısmını değiştirerek kendine sahte bir diplama hazırlamış.

Pek çok sahte diploma çeşidi var.
Para karşılığı istediğiniz üniversitede,  lisede istediğiniz bölümde okuyabiliyorsunuz. Bununla da yetinmeyip kariyer basamaklarını hızlı tırmanmak isteyenler yüksek lisans ya da doktora da yapabiliyor. Sahte diplomayla profesör olmak da mümkün.
Sahte ustalık, kalfalık belgesi de mevcut.

Sahte diplomayla en çok tercih edilen iş devlet memurluğu. 
KPSS’ye girip karı koca öğretmen olarak atananlar bile var.
Beni en çok şaşırtanlardan biri de, Balıkesir’de 42 kişinin sahte diplomayla mimarlık yapması oldu. Bu 42 kişi Kıbrıs’taki özel üniversiteler adına düzenlenmiş sahte diplomalarla YÖK’ten denklik alıp bu denklikleri notere onaylattıktan sonra “ Mimarlar Odası “ na kayıt yaptırmışlar. Gerçek bir mimar gibi birçok şehirde belediyelerle birlikte proje yapmışlar. Gerçeğin ortaya çıkmasıyla birlikte imzalar geçersiz olduğu için bu projelerin ruhsatlarının iptal edilmesi söz konusu.

Kısa dönem askerlik yapmak için sahte diploma alanlar da var.

 
İş bulamayan üniversite mezunları da yurt dışındaki üniversitelerden mezun olmuş gibi sahte yüksek lisans, doktora belgesi alıyorlar.

Sahte diploma almak, İş Kanununun ahlak ve iyi niyet kurallarına uymamaktadır.
İş Kanunun 4857/25.maddesine göre işverene haklı nedenle fesih hakkını doğurmakta.
Sahte diploma alanlar hakkında evraktan sahtecilik suçundan, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılabilmektedir.
 
Forumlardan birinde rastladığım bir yorumu da hiçbir ekleme yapmadan sizinle paylaşmak istiyorum.
Şimdi arkadaşlar benim bir arkadaşım, çok iyi niyetli çalışkan bir insan ama lise terk. Çalışıp para kazanması lazım, lakin lise mezunu olmadığından iş bulması hayli zor.
Market zincirlerinde iyi işler var A101, BİM gibi. Ama lise diploması istiyorlar.
Arkadaşımada uygun bir iş. Şimdi ben kendi lise diplomamı biraz bilgisayar yardımIyla bilgilerini değiştirip fotokopi şeklinde arkadaşımınmış gibi yaparım.
Zaten böyle işyerleri fotokopi istiyorlar. Fotokopi olarak veririm.
Benim size sormak istediğim, böyle çalışma yerleri bunun sahte olduğunu anlarlar mı? Anlarlarsa arkadaşım tanımadığım birinden satın aldım dese arkadaşımda ceza yer mi? 
Lütfen kimse gitsin okusun demesin arkadaş zaten aöf de okuyor ama ekonomik olarak zorluklar yaşadığından okuyamamış ve şimdi dört yıl aöf de okurken de iyi bir işte çalışmak istiyor.
Ve de gerek diksiyonu gerek oturup kalkışı giyinişi gayet prezantabl bir arkadaş. O işi çok rahat yapabilir.


Biz İnsan Kaynakları Uzmanı olarak sahte diplamaların önüne nasıl geçebiliriz? Önerilerinizi bekliyorum.

Keyifli okumalar...

8 Şubat 2015 Pazar

Ofiste Yapılmaması Gereken 50 Sakıncalı Hareket


Dört gözle beklediğiniz terfiyi sizin yerinize işi hiç bilmeyen, sevimsiz çalışma arkadaşınız aldı. Oysaki terfi sizin hakkınızdı. Ondan eksiğiniz yok fazlanız var.
İşi bilmek, o konunun uzmanı olmak önemli ama bir yere kadar. Sizi başkalarından ayıran iş yapış şekliniz, davranış özellikleriniz. Genel davranış şekliniz tahmin ettiğinizden daha önemli.  Şu anda çalıştığınız kurumdaki yöneticilerin davranış şekillerini, diğer çalışanlarla iletişimini gözlemlemekle işe başlayın. Onları diğerlerinden ayıran özellikleri siz de hemen fark edeceksiniz.
Terfi almak, yönetici olmak istiyorsanız diğer çalışanlara ilham vermelisiniz. Onlara örnek olacak davranışlar sergilemelisiniz.
Şu andaki işinize göre değil, istediğiniz işe göre davranışlar sergileyin. Nasıl olsa asistan& eleman pozisyonunda çalışıyorum, bunlar benden beklenen davranışlar değil, özenli davranmama gerek yok diye düşünüp hata yapmayın. Bu tarz kaba, diğer çalışanları rahatsız edebilecek davranışlar sergilemeyin yoksa iş hayatında memur doğar, memur olarak ölürsünüz. Başkalarının terfisini kıskanarak uzaktan izlersiniz.
Ofiste uyulması gereken yazılı olmayan kurallar vardır. Bu kurallar daha çok başka başkalarını rahatsız etmemek için dikkat edilmesi gereken görgü kurallarıdır. Görgü kuralı deyince hafife almayın, maddeleri okuyunca kendinizden de çok şey bulacaksınız.
Aşağıda maddelenmiş davranışlardan en az beşini yapıyorsanız sizin için tehlike çanları çalıyor demektir. Neden terfi almadığınıza şaşırmamalı…
Ofiste Yapılmaması Gereken 50 Sakıncalı Hareket
  1. Sürekli selfie çekmek,
  2. Masanın altında ayakkabı çıkarmak,
  3. Yüksek sesle konuşmak,
  4. Tırnak kesmek,
  5. Sakız çiğnemekle yetinmeyip balon şişirmek,
  6. Sürekli şarkı mırıldanmak,
  7. İşe geç kalacağım diye sürülemeyen ojeleri ofiste sürmek,
  8. Kahve içip üzerine bir de falına bakmak,
  9. Ter kokmak,
  10. Burun, kulak karıştırmak,
  11. Küfürlü konuşmak,
  12. Yöneticilerin, çalışma arkadaşlarının taklidini yapmak,
  13. Sevgilinizle uzun uzun telefonda konuşmak,
  14. Makyaj yapmak,
  15. Kahkahalarla gülmek,
  16. Depresyondan bir türlü çıkamamak,
  17. Kurumun politikalarından sürekli şikâyet etmek,
  18. Çıt çıt çekirdek yemek,
  19. Müstehcen fıkralar anlatmak,
  20. Çok konuşmak,
  21. Bilgisayarda video, film izlemek,
  22. İş arkadaşlarına X Hanım, Y Bey demek yerine, ağbi, abla şeklinde hitap etmek,
  23. Çalışırken çok ses çıkarmak,
  24. Her şeye muhalif olmak,
  25. Uyumak,
  26. Yalan söylemek,
  27. Masada sivilce sıkmak,
  28. Kendi kendine konuşmak,
  29. Şapırdatarak bir şeyler yemek,
  30. Başkalarını rahatsız edecek şekilde müzik dinlemek,
  31. Yakın çalışma arkadaşlarına asılmak,
  32. Başın ağrısa izin istemek,
  33. Sürekli iş yoğunluğundan şikâyet etmek,
  34. Sarhoş olmak,
  35. Herkesi eleştirmek,
  36. Bolca dedikodu yapmak,
  37. Tespih çekmek,
  38. Vaktinin çoğunu internette geçirmek,
  39. Su içerken gargara yapmak,
  40. Keyfine göre çalışma arkadaşlarına sormadan klimayı, pencereyi açıp kapatmak,
  41. Astım hastası olan çalışma arkadaşınıza inat parfüm sıkmak,
  42. Uygunsuz giyinmek,
  43. Tırnak, ayakkabı vb. temizliğine dikkat etmemek,
  44. Çalışma arkadaşlarınla sokak ağzıyla tartışmak,
  45. Buram buram hacı yağı kokmak,
  46. İşe geç gelmeyi adet haline getirmek,
  47. Özel hayatından bahsetmek & akrabalarını çekiştirmek,
  48. Sanki evdeymiş gibi gerilerek esnemek,
  49. Elinden aynayı düşürmemek,
  50. Sen hariç diğer çalışanların çalışmadığından, bütün iş yükünün sende olduğundan yakınıp durmak, 







Not:  Liste zaman zaman güncellenecektir. Eklemek istedikleriniz olursa lütfen paylaşın.
 












29 Ocak 2015 Perşembe

En Çok Söylenen İşten Ayrılma Bahaneleri



İşinizden ayrılmak sevgilinizden ayrılmaktan daha zor. Ayrılmak istediğinizi sevgilinize söylersiniz, en kötü telefonlarına çıkmaz kurtulursunuz. Ancak işten ayrılma gerekçesi olarak öyle bir şey bulmalısınız ki istifanız kabul edilsin.

İşte en çok söylenen işten ayrılma bahaneleri:

Siz benden daha iyilerine layıksınız.

Milli piyango bana çıktı.

Almanya’dan işim geldi. Herkesin Almanya’dan oğlu geliyor, neden sizin işiniz gelmesin.

Evleniyorum. Nişanlım çalışmamı istemiyor.

KPSS ‘ye hazırlanacağım. Artık devlet memuru olmak istiyorum.

Eşimin tayini çıktı.

Tükenmişlik sendromu yaşıyorum.

Ailemin yanına taşınacağım.

Çocuk da yaparım kariyer de sözü tamamen yalan. Kariyeri bırakıp çocuk yapmaya karar verdim.

Bulaşıcı bir hastalığım var. Siz değerli çalışma arkadaşlarıma da geçsin istemiyorum.

Takma diş taktıracağım. Diş tedavim uzun sürebilir.

Sizinla değilim. İstifa ediyorum!

Koca parası yemeye karar verdim.

Bu maaşla geçinemiyorum.

Çok yoruldum,  biraz da dinlenmek istiyorum.

Home Office çalışmak istiyorum.

Hayırlısıyla ben bir istifa edip gidicem.


26 Ocak 2015 Pazartesi

Staj Mülakatı Sırasında Bu 7 Hatayı Yapmayın




Stajyerler için mülakat oldukça korkutucudur.  Daha önce hiç mülakata katılmamışsanız ve bu sizin ilk stajınızsa oldukça sinir bozucu olabilir.
Staj mülakatlarının amacı İnsan Kaynakları Uzmanını etkilemek ve ona staj için en uygun aday olduğunuzu göstermektir. Ne kadar deneyimli olursanız olun mülakatta güçlü yanlarınızı ve yeteneklerinizi gösterin.

 
Mülakat sırasında söylememeniz gereken 7 şey:
Çok gerginim!

İnsan Kaynakları Uzmanı sizin gergin olduğunuzu zaten biliyor. Görüşmede ne kadar gergin olursanız olun kendinize olan güveninizi göstermeye çalışın. Mülakatı yapan kişi sadece sizi tanımak ve becerilerinizin staj için uygun olup olmadığını anlamak istiyor.
Sorduğunuz sorunun cevabını özgeçmişimde yazmıştım.

Merak etmeyin, İnsan Kaynakları Uzmanı mülakattan önce özgeçmişinizi incelemiştir. Özgeçmişinizde yazdığınız proje, tez ya da işle ilgili soru soruyorsa, bu daha fazla detay öğrenmek istediğini gösterir. Sorulara “Özgeçmişimde yazmıştım. “ gibi cevap vermek yerine, soruyu detaylı bir şekilde yanıtlayın.
Bilmiyorum.

Mülakat için ne kadar pratik yaparsanız yapın, sizi şaşırtacak bir soru mutlaka gelir. Bilmiyorum demek yerine, zaman kazanmak için mülakatı yapan kişiden soruyu tekrar etmesini isteyin. Bu size düşüncelerinizi toparlamanız ve yanıt vermeniz için zaman kazandıracaktır.
Çok fazla deneyimim yok.

İnsan Kaynakları Yöneticileri, stajyerlerin ya az ya da hiç deneyimi olmadığını düşünürler. Bir üniversite öğrencisinin deneyimi olmadığı için üzülüp, özür dilemesi gerekmez. Mülakat sırasında, zayıf yönleriniz yerine güçlü yönlerinizi ortaya çıkarmaya gayret edin. Böyle yaparak deneyiminiz olmamasına rağmen neleri başarabileceğinizi gösterebilirsiniz.
Iııııııı, hımm

Konuşma sırasındaki gereksiz duraksamalarınız en iyi mülakatı bile mahvedebilir. Farkında olmadan söylediğiniz hımm, ııııııııı, ya, cık gibi ifadelerden kaçının.
Stajı, sadece mezun olabilmek için zorunluluktan yapıyorum.

Hepimizin de bildiği gibi pek çok üniversite öğrencisi stajı zorunlu olduğu için yapıyor. Bu zorunluluğu işverenlerin de bilmesine rağmen, stajyerliğe kabul edilebilmek için bunu söylemekten kaçının.  İşverenler, zorunluluktan değil de gerçekten kurumlarında deneyim kazanmak isteyenleri stajyerliğe kabul ederler.
Benim sorum yok.

Stajyerlerin mülakat sırasında yaptıkları en büyük hatalardan biri de hiç soru sormamaları. İnsan kaynakları uzmanları stajyerlerden mülakat sonunda en az bir iki soru beklerler. Mülakata gitmeden pozisyona uyan ve sizin kurum hakkında araştırma yaptığınızı da gösterecek birkaç soru hazırlayın.

Mülakat sırasında mükemmel bir ilk izlenim vermeniz gerektiğini unutmayın! Söylememeniz gereken şeyleri yapmazsanız staja kabul edilmemen için hiçbir neden yok. Bol Şans!

 



Kaynakça:
Heather R. Huhman’ın “Don’t Make These 7 Mistakes During An Interview” yazısından çeviri yapıulmıştır.




 

 

20 Ocak 2015 Salı

Anne Ben Büyüyünce İk cı Olcam







Çocukken hepimize sorulmuştur.  “Söyle bakalım büyüyünce ne olacaksın?”

Bana sorulduğunda “ arkeolog” dediğimi hatırlıyorum. Okuduğum bir kitaptan etkilenmiştim, arkeolog olup Mısır Piramitlerinin şifresini çözecektim. Blogger’lığı bırakın İnsan Kaynakları diye bir branş henüz ortaya çıkmamışken, nereden bilebilirdim İnsan Kaynakları alanında çalışacağımı.

Aynı soruyu geçenlerde arkadaşlarımın çocuklarına sordum. Astronottan tutunda futbolcu, sütçü, dansözlüğe kadar pek çok meslek sıraladılar. Ama bunların içinde” İnsan Kaynakları Uzmanı” yoktu.

2 gün önce komşumla aramızda geçen konuşmayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Komşu: Nigar sen halkla ilişkilerci miydin? ( Daha önce pek çok kez “İnsan Kaynakları Uzmanı” olduğumu söylemiştim.)
Nigar: Hayır, insan kaynakları uzmanıyım.
Komşu: Sanki daha önce duymuştum ama İnsan Kaynakları uzmanı ne yapar bilmiyorum. Okulu falan var mı bunun, anlatsana biraz.

İnsan kaynakları, iş gücü piyasasında hak ettiği yeri ne yazık ki henüz alamadı. Çok kilit bir bölüm olmasına rağmen pek çok kurum, olsa da olur olmasa da olur, özlüğü, işe giriş- çıkışı zaten muhasebeci halleder zihniyetiyle yaklaşmakta. Bunun en büyük nedenlerinden biri kurum yönetimlerinin insan kaynaklarına bakış açısı. Bu bazen yönetimin İnsan Kaynaklarını gereksiz gördüğü için, bazen çalışan hakkında karar alma yetkisinin elinden gideceğinden korktuğu için en çok da işine gelmediği için İnsan kaynaklarına hak ettiği değeri vermiyor. Ama ne zaman çalışanların motivasyonu düşüp iş gücü kayıpları artar, sendikal problemler ortaya çıkar,  işe iade, mobbing davaları alıp başını giderse işte o zaman insan kaynaklarının varlığı hatırlanır.

İnsan kaynaklarının lisans düzeyinde okutulması, yüksek lisans, doktora programlarının açılması yani akademik olarak da kabul edilmesi umudumu artırdı. Bloggerlar olarak elimizden geleni yaptığımıza inanıyorum.  X kuşağı, y kuşağı derken z kuşağıyla birlikte de pek çok şey değişecek.  Ben gelecekten umutluyum.

Kim bilir belki 5 yıl sonra çocuklar büyüyünce İnsan Kaynakları Uzmanı olmak ister.






Not: Türkiye’de gerçekten insan kaynaklarının hakkını veren kurumlar bir elin 10 parmağını geçmez. Siz böyle bir kurumda çalışıp bana katılmayabilirsiniz.Yazılarımı geneli düşünerek yazıyorum..

18 Ocak 2015 Pazar

Esrarengiz CV




Detaylı bilgiyi bırakın, ulaşabilmemiz için cep telefonunu ya da mail adresini bile yazmayan pek çok adayın özgeçmişi elimize ulaşıyor. Ben böyle cv’lere “ esrarengiz cv “ diyorum.

Adayların neden, hangi amaçla bu cv’leri doldurduklarına da bir anlam veremiyorum. Özgeçmişi gelişigüzel, özensiz ve yarım yamalak doldurmuş bir adayın iş aradığına, işe ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. Can sıkıntısından başvurmuş diye düşünüyorum. Çünkü başvurduğu işi gerçekten isteyen bir aday daha dikkatli ve özenli olur. Kendisine ulaşılamadığında iletişime geçilecek başka bir numara da ekler özgeçmişine.

Araştırmalara göre insan kaynakları uzmanlarının özgeçmişi inceleme süresi 6 saniye. Yani, adayın mülakata çağrılmasına 6 saniyede karar veriliyor. Özgeçmiş bu 6 saniye içinde insan kaynakları uzmanının dikkatini çekerse, daha sonra detaylı bir şekilde inceleniyor ve mülakata davet edilme şansı artıyor.

Google’a örnek cv ya da özgeçmiş yazdığınızda 392.000 sonuç bulunuyor. Aday iyi bir özgeçmiş hazırlayamayacağını düşünüyorsa, google’daki örneklerden yararlanabilir.

Yüzlerce aday arasından fark edilmek, mülakata davet edilmek istiyorsanız özgeçmişinizi detaylı ve özenli bir şekilde hazırlayın.

Unutmayın özgeçmişiniz sizin ilk izleniminizdir. İlk izleniminizde olumlu, güzel bir etki bırakırsanız mülakata davet edilme şansı yakalarsanız.

Özenli ve güncel bir özgeçmiş hazırlamanız dileğiyle…

13 Ocak 2015 Salı

İngilizce Mülakata Nasıl Hazırlanmalıyım?


Mayıs 2012’de, Japon hükümetine bağlı olarak çalışan bir kurumun Ankara temsilciliğinin asistan pozisyonu için Adecco’dan aradılar. Japonlara olan sempatimden dolayı görüşmeye heyecanla gittim. Ayrıntıları başka bir yazımda sizinle paylaşacağım mülakatı 2 Japon yönetici gerçekleştirdi. Benim için oldukça farklı bir deneyimdi çünkü Japonların hem İngilizce aksanları çok kötüydü hem de kelime bilgileri çok azdı. Söylemek istedikleri kelime akıllarına gelmeyince ben hatırlatıyordum. Kendimi iyi ifade ettiğimi düşünüyorum ama Japonların beni anlayıp anlamadıklarından emin değilim.
Günümüz rekabet ortamında sadece İngilizce bilmek artık yeterli değil.  İşverenler İngilizcenin yanı sıra Almanca, Rusça, Fransızca, Çince, Arapça hatta Ermenice bilen personel arıyor. “ İngilizce bilen çaycı aranıyor. “  ilanını görürseniz şaşırmayın. Pek çok kurum işe alacakları personel işinde İngilizce’ yi kullanmayacak olsa bile prestij için İngilizce bilen eleman arıyor.

Çoğumuz eğitim dili İngilizce olan programlardan mezun olmuyoruz ki İngilizce mülakat İngilizce öğrenim görenlerin de korkulu rüyası. Adayların pek çoğunun teorik İngilizce bilgisi oldukça iyi ancak iş sözel olarak kendini ifade etmeye gelince yetersiz kalıyor. Panik yapmaya gerek yok çünkü Türkçe mülakatla İngilizce mülakat arasında bir fark yok. Sizden istenen net bir şekilde kendinizi ifade etmeniz.
Yazıyı yazarken yabancı dil mezunu biri olarak kendime; “Ortalama düzeyde İngilizce bilseydim mülakata nasıl hazırlanırdım? “ sorusunu sordum ve cevaplarımı da sizinle paylaşıyorum.

Her şeyden önce İngilizce mülakat, Türkçe mülakattan farklı değil. Kendinizi ona göre hazırlayın.

Özgeçmişinizde yabancı dil seviyeniz hakkında yanlış bilgi vermeyin. Özgeçmişinizde yabancı dil bilginizi olduğundan iyi göstererek mülakatta kendinizi küçük düşürmeyin. Bazen adayların kendi İngilizce seviyelerini nasıl ölçtüklerini merak ediyorum.
İngilizce bilgi düzeyinizi ölçen TOEFL, IELTS, YDS gibi sınavlarla İngilizce yeterliliğinizi belgeleyin.

En az bir saat İngilizce konuşacağınızı düşünün ve ona göre kelime çalışın.
Türkçe mülakatta başvurduğunuz pozisyonla ilgili ne soruyorlarsa, İngilizce mülakatta da onu soracaklar. Daha önceki mülakatlarınızda sorulan sorular gelecekmiş gibi mülakata hazırlanın.

Oluşturduğunuz İngilizce özgeçmişinize çok iyi hazırlanın. Özgeçmiş üzerinden de mülakat ilerleyebilir.

İngilizce mülakat çalışmanızı yazıya dökün ama ezberlemeyin.
“ Çok heyecanlıyım. Soru cevap şeklinde gidelim, siz sorun ben cevaplayım. “  demeyin. İngilizce konuşmayı siz başlatın.

Soğuk terler dökmeyin.
Samimi, güler yüzlü bir şekilde konuşun.

Kendinizden emin bir şekilde soruları yanıtlayın.
Duraksamadan konuşun.

Panik yapmayın.
Akıcı konuşmaya gayret edin.

Aksanlı konuşmaya gerek yok, İngilizceniz açık ve anlaşılır olsun yeter.
İngilizce mülakatta gramer kurallarını unutun. Kendinizi net bir şekilde ifade etmeye gayret gösterin.

Uzun cümlelerden kaçının. Ama konuşmanızı bağlaçlarla süslerseniz çok da fena olmaz.
Arkadaşlarınızla bol bol pratik yapın.

Kelime bilginiz de önemli. Günlük konuşma dilinde en çok kullanılan fiilleri öğrenin.
Youtube’da size yardımcı olacak binlerce İngilizce mülakat videosu var. İzlemenizi tavsiye ederim, bu videolar size yol gösterecektir.

Selamlaşma ve tanışma diyaloglarına hazırlanın.
Kendinizi doğumunuzdan itibaren İngilizce anlatabilecek şekilde hazırlayın.

Bitirme projeniz, teziniz ve stajınızdan mutlaka soru gelecektir.
Önceki iş deneyimlerinizi İngilizce anlatabilin.

Başvurduğunuz kurum ve pozisyondan gelebilecek sorulara hazırlıklı olun.
Güncel konular ilgili İngilizce konuşabilmek de önemli. Örneğin bu günlerde “ Paris’te yaşanan terör saldırısıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? “ gibi bir soru gelebilir.

Kısaca özetlemek gerekirse; İngilizce mülakatın Türkçe mülakattan hiçbir farkı yok. Türkçe mülakatta ne soruluyorsa İngilizce mülakatta da o sorulacak. Pek çok aday mülakatta panik yaptığı için kaybediyor. Siz kendinize güvenin. Bol Şans!





 

27 Ekim 2014 Pazartesi

Özensiz Doldurulmuş İş Başvuru Formları


Başlığı okuyan insan kaynakları uzmanları ne demek istediğimi çok iyi anlıyorlar.

www.kariyer.net den ilanı verdiniz. Pek çok başvuru aldınız ve adayları mülakata davet ettiniz.  
Farklı formattaki özgeçmişleri değerlendirmek zor olacağından, mülakat öncesi adaylardan kuruma özel iş başvuru formunu doldurmasını istediniz. 
Bazı kısımları boş bırakılmış, buruşturulmuş,  özensiz bir şekilde doldurulmuş başvuru formunu elinize alıyorsunuz. Karşınızdaki aday hakkında ne düşünürsünüz?

Ne yazık ki pek çok aday “nasıl olsa hazır özgeçmişim ellerinde var” düşüncesiyle özensiz bir şekilde başvuru formunu dolduruyor. Kötü doldurulmuş bir başvuru formu aday hakkında olumsuz bir ilk izlenim bırakır. Oysaki başvuru formu ne kadar dikkatli doldurulursa aday hakkında daha net bilgiye sahip olunur. Özenli doldurulmuş başvuru formu adayın işe verdiği önemi gösterir.

Peki, başvuru formlarını nasıl doldurmalıyız?

Formu doldurmadan önce bir kez okuyun.

Okunabilir bir yazıyla formu doldurun.

Mülakata giderken yanınızda mutlaka vesikalık bir resminiz olsun. Resminizi iş başvuru formuna ekleyin. Böylece insan kaynaklarının karar aşamasında sizi kolayca hatırlamasını sağlarsınız.

Formu eksiksiz doldurun.  Adaylar daha çok ücret kısmını boş bırakıyorlar. Burayı boş bırakmak yerine “kurumun ücret politikasına uyacağım.” yazabilirsiniz.

Size ulaşılmadığında aranabilecek bir yakınınızın telefon numarasını da ekleyin.

İmza ve tarihi unutmayın.

Yetkili kişiye vermeden önce, atladığınız bir yer olup olmadığını kontrol etmek için formu tekrardan okuyun.

Formu katlamadan, buruşturmadan yetkiliye verin.

Bol şans J

24 Ekim 2014 Cuma

Mikro Özgeçmiş




Özgeçmişini her yere gönderdin, kariyer.net  de bulduğun tüm ilanlara başvuru yaptın ama hala iş bulamadın mı?

Başvurduğun kurumlardan geri dönüş alamıyorsun,
Mülakatlara davet edilmiyorsun,
Umudunu kaybetmek üzeresin,
Artık iş aramayı bırakmayı düşünüyorsun,
Telefonun bile çalmıyor…
Yalnız değilsin, iş arayan pek çok kişi de seninle aynı durumda.

Günümüzde iş bulmak gerçekten çok zor. İş ararken her türlü kaynağı kullanman gerekir. Tek bir kaynağa bağlı kalmamalısın. Sadece internet üzerinden başvuru yapmak artık yeterli değil. Bu durumda farkındalık yaratıp, yeni bir şeyler yapmalısın: Mikro Özgeçmiş gibi.

Seni kısaca anlatan mikro bir özgeçmiş oluşturup, onu bir kartvizite bastırabilirsin. Micro özgeçmişin, seni referans gösterecek kişiye kolaylık sağlayacaktır.

Hazırladığın mikro özgeçmişini seni tavsiye edebilecek akrabalarına, arkadaşlarına, hocalarına, eski iş arkadaşlarına dağıtabilirsin.

Gittiğin mülakatlarda başvuru formuna ekleyerek farklılığını ortaya koyabilirsin. Mikro özgeçmiş senin yaratıcı bir kişiliğe sahip olduğun izlenimini verecektir.

Mikro özgeçmişin yeterli zamanı olmayan işe alım danışmanlarının da işini kolaylaştıracaktır.

Micro özgeçmişin cebe sığabilecek kadar küçük, gerekli bilgileri içerecek kadar büyük olmalıdır.

Oluşturduğum mikro özgeçmiş örneğini aşağıda paylaşıyorum. Sen de kendine özel bir mikro özgeçmiş oluşturabilirsin.



Resim
Ad, Soyad
Doğum tarihi, Cinsiyet
Adres, Telefon Numarası
Eğitim Bilgileri
İş Deneyimleri ( Tarih ve pozisyon yeterli)

Yazımı keyifle okumanız dileğiyle..


17 Ekim 2014 Cuma

Para Kazanmak İçin Değil Öğrenmek İçin Çalışın



Başlığı görüp sakın yanlış anlamayın.

Bu yazım yeni mezunlara ithafen…

Okuldan yeni mezun oldunuz, iş deneyiminiz yok ya da kariyerinizin başlarındaysanız; para kazanmak için değil de öğrenmek için çalışmak önceliğiniz olmalı. Sonsuza kadar değil tabi ki, ilk iki yıl.

Hepimiz pek çok hayallerle okuldan mezun oluyoruz.
Ama iş hayatı sandığımız kadar kolay değil.
Hayal kırıklıkları yaşıyoruz…
Aylarca hatta yıllarca hayalimizdeki işi arıyoruz.
Henüz yolun başındayken pes edip bırakmayı düşünüyoruz.

Yeni mezun gençlerden pek çok mail alıyorum. Herkesin en büyük sorunu işsizlik…  Bunun başlıca sebebi de yeni mezunların iş hayatını tanımadığı için çok hayalperest olmaları.

Okuldan yeni mezun olan bir adayı hemen müdür yapmıyorlar ne yazık ki…

Yeni mezunlar özellikle de iyi bir üniversiteden mezun olan adaylar, mezun olur olmaz çok iyi bir pozisyonda işe başlayacağını sanıp hayal kırıklığı yaşıyorlar. Üniversite yıllarında “mezun olunca bir çaresine bakarım” diye düşünmeyip, projelerle, stajlarla, gönüllü çalışmalarla, part time işlerle çalışma hayatına adım atanları ayrı tutuyorum.

Yeni mezunların iş ararken önceliği para olmamalıdır. İlk önce deneyim sonra para! Deneyim kazandıktan sonra para da gelecektir. Bu yüzden ücreti az bulup iş tekliflerini reddetmeyin.

Deneyim kazandıktan sonra hem kazanacağınız para artacak, zam ya da terfi alacaksınız hem de iş seçme lüksünüz olacak. Artık deneyimsiz olduğunuz için başvurduğunuz kurumlardan geri çevrilmeyeceksiniz. Rakip kurumlardan iş teklifi bile alacaksınız.

Çok değil en fazla 2 yıl parayı değil işi öğrenmeyi tercih edin, merak etmeyin gerisi gelecek…

Bol kazançlı günler…



25 Temmuz 2014 Cuma

İnsan Kaynakları Çalışanı Nasıl Olmalı?



Pek değerli meslektaşlarım, meslektaş adaylarım, blogger arkadaşlarım;
Hepimizin de bildiği gibi insan kaynakları ülkemizde hak ettiği değeri görememiştir. Ne yazık ki; personel müdürü zihniyetinden henüz kurtulabilmiş değiliz.

Burada iş bize düşmektedir. İnsan kaynakları mesleğini değerli hale getirmeliyiz, insan kaynağının önemini vurgulamalıyız. İşimiz çok zor ama çok önemli.
Peki, biz insan kaynakları profesyonelleri nasıl olmalıyız?

İnsanı sevin. İnsanı sevmeyen bir İnsan Kaynakları Çalışanı düşünemiyorum. İnsanı sevmiyorsanız insan kaynaklarında başarılı olamazsınız.

Profesyonel bir temsil çok önemli. Unutmayın bir kurumun yüzü İnsan Kaynaklarıdır.  Özellikle mülakatlarda kurumu insan kaynakları temsil eder. Gelen adaylar kurumu size göre değerlendirir.

Gülümseyin. Her zaman pozitif olun. Kişisel problemlerinizi işe yansıtmamaya çalışın.

Sabırlı olun. Bol bol şikâyet dinleyeceksiniz. Çalışanları mutlu etmek gerçekten çok zor J

Arabulucu olun. İnsan Kaynakları çalışanı; işçi- işveren ve sendika ilişkilerini dengeli ve sağlıklı bir şekilde yürütmek zorundadır. Kurumda arabuluculuk görevi insan kaynaklarına düşmektedir. Her zaman yıkıcı değil yapıcı olmaya çalışın.

İletişim becerilerinizi güçlendirin.

Problem çözücü olun. Çalışanlar bir problemi olduğunda gönül rahatlığıyla size başvurabilsin.

İnsanların çalışırken mutlu olmalarını sağlayın.  Çalışanlarınızın evlerine mutlu ve huzurlu bir şekilde gitmelerini sağlayın.

Stratejik bakış açısına sahip olun.

Yaratıcı olun.

Etkili olun.

Güvenilir olun. Tutamayacağınız sözler vermeyin.

Sır tutmayı bilin. İnsan kaynakları departmanı çalışanların her türlü gizli, kişisel bilgilerini bilen bir departmandır. Güvenilir bir insan kaynakları çalışanı olmak istiyorsanız sır tutmayı bileceksiniz.

Çalışma arkadaşlarınız, yöneticiniz hakkında dedikodu yapmayın. Kendinizi dedikodunun dışında tutun.

Çalışanlar arasında ayrımcılık yapmayın. Herkese aynı mesafede olun.

Örnek bir çalışan olun. Sürekli işe geç kalan, projeyi zamanında bitirmeyen bir insan kaynakları uzmanı başkalarının disiplinli olmasını nasıl bekler?

İyi bir dinleyici olun.

Resmin bütününe bakabilin.

Hoşgörülü olun. İyi bir insan kaynakları uzmanı empati kurabilmeli.

Meraklı ve hevesli olun.

Mesleğinize olan heyecanınızı yitirmeyin.

Motivasyonunuz her zaman yüksek olsun. Tabi ki zaman zaman bizlerin de motivasyonu düşecek, ancak motivasyonu düşük bir insan kaynakları uzmanı çalışanların motivasyonu için ne yapabilir?

Yılmayın, cesaretiniz kırılmasın. Bazı anlar gelecek ki hayal kırıklığına uğrayacaksınız.

Kendinizi sürekli geliştirin. Alanınızda uzmanlaşın.

İnsan kaynakları gündemini takip edin.

Çalışanları takdir edin. Teşekkür etmesini bilin.

Paylaşımcı olun. Bilgilerinizi başkalarıyla paylaşmaktan korkmayın.

Bencil olmayın. Elde ettiğiniz başarıyı ofisinizle paylaşmanız ekip arkadaşlarınızın daha fazla çalışmasını sağlayacaktır.

Başkalarına ilham verin. Çalışma arkadaşlarınıza örnek olun. Kurumunuzda örnek bir çalışan olmaya gayret edin.

Teknolojiyi iyi kullanın. Birkaç sene önce insan kaynaklarının sosyal medyayı bu kadar aktif kullanması gerektiği aklınıza gelir miydi? Y kuşağı, Z kuşağı derken sürekli gelişen terminolojiye hakim olmak, gündemi yakalayabilmek için teknolojiyi iyi kullanmak işimiz için çok önemli.

Araştırmacı olun.

İnovatif olun.

Etrafınıza pozitif enerji yayın. İnsanlar sizi gördüğünde köşe bucak kaçmasın J

Ve son olarak da bol bol okuyun.


13 Nisan 2014 Pazar

Başarılı bir yönetici olmanın anahtarı, aynı zamanda iyi bir insan kaynakları yöneticisi olmaktan geçer.



İnsan kaynakları yönetimi, sadece insan kaynakları profesyonellerine bırakılacak kadar önemsiz bir konu değildir. İnsan kaynakları yönetimi, bütün yöneticiler tarafından benimsenmesi ve üstlenilmesi gereken bir görevdir. Aslında her yönetici bir insan kaynakları yöneticisidir.

Görev dağılımı, performans, motivasyon, eğitim, kariyer planlaması gibi pek çok insan kaynakları sürecinin yönetilmesinden insan kaynakları departmanı sorumludur. Bölüm yöneticisi, insan kaynakları departmanıyla birlikte bu süreçleri yönetir. Olması gereken ise bu süreçleri bölüm yöneticisin yönetmesidir. Yöneticinin bütün bu süreçlerde kendi takımını yönetecek kadar insan kaynakları beceri ve bilgisine sahip olması gerekir.

Burada insan kaynakları departmanına düşen görevi, ilk önce kurumun insan kaynakları stratejilerini oluşturmaktır. Daha sonra bu strateji, politika ve hedeflerini yöneticilere aktararak onların da insan kaynakları stratejilerini uygulamasını sağlamalıdır. Tüm insan kaynakları süreçlerinde yöneticilerin yanında olarak onlara danışmanlık yapmalıdır.  Personel yönetimi, işe alım, çalışan bağlılığı, performans değerlendirme, eğitim, ödüllendirme gibi insan kaynaklarının başlıca konularında yöneticiler eğitilmelidir, yöneticilerin teknik altyapılarını hazırlamalıdır.  Bunları gerçekleştiremeyen kurumların uzun vadede hedeflerini gerçekleştirerek başarılı olabileceklerini söylemek oldukça zordur.

2 Mart 2014 Pazar

Umutsuz İş Arayışınız Devam Ediyor mu?






İş arıyorsanız telefonunuz sürekli yanınızda bulunsun. Kurumlar bazen telefonla mülakat yapabiliyorlar. Böyle bir durumda hemen sessiz bir ortama geçip, danışmanın sorularına kendinden emin bir sesle yanıt vermelisiniz.

Başvurduğunuz kurumları ve hangi pozisyona başvurduğunuzu ajandanıza not edin.  Hangi kurumdu? Hangi ilanınıza başvurmuşum hatırlayamıyorum? Ne zaman başvurmuşum? gibi sorularla eksi puan almayın. Böyle sorular dikkatsiz olduğunuz, önünüze gelen her ilana başvurduğunuz izlenimini yaratabilir.

Mesleğinizle ilgili güncel yayınları takip edin, seminerlere katılın.

İlk işe başladığınız yer çok önemli. Seçici olmaya özen gösterin.

İş arayışınız uzun süredir devam ediyorsa, hem iş hayatını tanımak hem de deneyim kazanmak için staj yapabilirsiniz. 

Evinize kapanmak yerine kişisel kariyer gelişiminiz için neler yapabilirsiniz ona bakın. Sizi diğer adaylardan farklı kılabilecek sertifika programlarına, dil kurslarına katılın.

Mesleki gelişiminizi sağlayın. Örneğin, Makine Mühendisliği okuduysanız, İş sağlığı ve İş Güvenliği sertifika programlarına katılabilirsiniz.

En çok yapılan yanlışlardan biri de sadece özgeçmişe eklemek için yüksek lisans yapmak. Yüksek lisans yapmak sandığınız kadar kolay bir şey değil. Kendinize bir şey katacağını düşünmeyerek sadece 
özgeçmişinize yazmak için yapacaksanız yapmayın. Bırakırsınız..

Başvurularınızın sonuçsuz kalması özgüveninizin azalmasına neden olur. Özgüven eksikliğiniz de mülakata yansıyabilir. Bu yüzden kendi kendinizi motive edin.