blogging etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blogging etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2015 Pazar

Ofiste Yapılmaması Gereken 50 Sakıncalı Hareket


Dört gözle beklediğiniz terfiyi sizin yerinize işi hiç bilmeyen, sevimsiz çalışma arkadaşınız aldı. Oysaki terfi sizin hakkınızdı. Ondan eksiğiniz yok fazlanız var.
İşi bilmek, o konunun uzmanı olmak önemli ama bir yere kadar. Sizi başkalarından ayıran iş yapış şekliniz, davranış özellikleriniz. Genel davranış şekliniz tahmin ettiğinizden daha önemli.  Şu anda çalıştığınız kurumdaki yöneticilerin davranış şekillerini, diğer çalışanlarla iletişimini gözlemlemekle işe başlayın. Onları diğerlerinden ayıran özellikleri siz de hemen fark edeceksiniz.
Terfi almak, yönetici olmak istiyorsanız diğer çalışanlara ilham vermelisiniz. Onlara örnek olacak davranışlar sergilemelisiniz.
Şu andaki işinize göre değil, istediğiniz işe göre davranışlar sergileyin. Nasıl olsa asistan& eleman pozisyonunda çalışıyorum, bunlar benden beklenen davranışlar değil, özenli davranmama gerek yok diye düşünüp hata yapmayın. Bu tarz kaba, diğer çalışanları rahatsız edebilecek davranışlar sergilemeyin yoksa iş hayatında memur doğar, memur olarak ölürsünüz. Başkalarının terfisini kıskanarak uzaktan izlersiniz.
Ofiste uyulması gereken yazılı olmayan kurallar vardır. Bu kurallar daha çok başka başkalarını rahatsız etmemek için dikkat edilmesi gereken görgü kurallarıdır. Görgü kuralı deyince hafife almayın, maddeleri okuyunca kendinizden de çok şey bulacaksınız.
Aşağıda maddelenmiş davranışlardan en az beşini yapıyorsanız sizin için tehlike çanları çalıyor demektir. Neden terfi almadığınıza şaşırmamalı…
Ofiste Yapılmaması Gereken 50 Sakıncalı Hareket
  1. Sürekli selfie çekmek,
  2. Masanın altında ayakkabı çıkarmak,
  3. Yüksek sesle konuşmak,
  4. Tırnak kesmek,
  5. Sakız çiğnemekle yetinmeyip balon şişirmek,
  6. Sürekli şarkı mırıldanmak,
  7. İşe geç kalacağım diye sürülemeyen ojeleri ofiste sürmek,
  8. Kahve içip üzerine bir de falına bakmak,
  9. Ter kokmak,
  10. Burun, kulak karıştırmak,
  11. Küfürlü konuşmak,
  12. Yöneticilerin, çalışma arkadaşlarının taklidini yapmak,
  13. Sevgilinizle uzun uzun telefonda konuşmak,
  14. Makyaj yapmak,
  15. Kahkahalarla gülmek,
  16. Depresyondan bir türlü çıkamamak,
  17. Kurumun politikalarından sürekli şikâyet etmek,
  18. Çıt çıt çekirdek yemek,
  19. Müstehcen fıkralar anlatmak,
  20. Çok konuşmak,
  21. Bilgisayarda video, film izlemek,
  22. İş arkadaşlarına X Hanım, Y Bey demek yerine, ağbi, abla şeklinde hitap etmek,
  23. Çalışırken çok ses çıkarmak,
  24. Her şeye muhalif olmak,
  25. Uyumak,
  26. Yalan söylemek,
  27. Masada sivilce sıkmak,
  28. Kendi kendine konuşmak,
  29. Şapırdatarak bir şeyler yemek,
  30. Başkalarını rahatsız edecek şekilde müzik dinlemek,
  31. Yakın çalışma arkadaşlarına asılmak,
  32. Başın ağrısa izin istemek,
  33. Sürekli iş yoğunluğundan şikâyet etmek,
  34. Sarhoş olmak,
  35. Herkesi eleştirmek,
  36. Bolca dedikodu yapmak,
  37. Tespih çekmek,
  38. Vaktinin çoğunu internette geçirmek,
  39. Su içerken gargara yapmak,
  40. Keyfine göre çalışma arkadaşlarına sormadan klimayı, pencereyi açıp kapatmak,
  41. Astım hastası olan çalışma arkadaşınıza inat parfüm sıkmak,
  42. Uygunsuz giyinmek,
  43. Tırnak, ayakkabı vb. temizliğine dikkat etmemek,
  44. Çalışma arkadaşlarınla sokak ağzıyla tartışmak,
  45. Buram buram hacı yağı kokmak,
  46. İşe geç gelmeyi adet haline getirmek,
  47. Özel hayatından bahsetmek & akrabalarını çekiştirmek,
  48. Sanki evdeymiş gibi gerilerek esnemek,
  49. Elinden aynayı düşürmemek,
  50. Sen hariç diğer çalışanların çalışmadığından, bütün iş yükünün sende olduğundan yakınıp durmak, 







Not:  Liste zaman zaman güncellenecektir. Eklemek istedikleriniz olursa lütfen paylaşın.
 












29 Ocak 2015 Perşembe

En Çok Söylenen İşten Ayrılma Bahaneleri



İşinizden ayrılmak sevgilinizden ayrılmaktan daha zor. Ayrılmak istediğinizi sevgilinize söylersiniz, en kötü telefonlarına çıkmaz kurtulursunuz. Ancak işten ayrılma gerekçesi olarak öyle bir şey bulmalısınız ki istifanız kabul edilsin.

İşte en çok söylenen işten ayrılma bahaneleri:

Siz benden daha iyilerine layıksınız.

Milli piyango bana çıktı.

Almanya’dan işim geldi. Herkesin Almanya’dan oğlu geliyor, neden sizin işiniz gelmesin.

Evleniyorum. Nişanlım çalışmamı istemiyor.

KPSS ‘ye hazırlanacağım. Artık devlet memuru olmak istiyorum.

Eşimin tayini çıktı.

Tükenmişlik sendromu yaşıyorum.

Ailemin yanına taşınacağım.

Çocuk da yaparım kariyer de sözü tamamen yalan. Kariyeri bırakıp çocuk yapmaya karar verdim.

Bulaşıcı bir hastalığım var. Siz değerli çalışma arkadaşlarıma da geçsin istemiyorum.

Takma diş taktıracağım. Diş tedavim uzun sürebilir.

Sizinla değilim. İstifa ediyorum!

Koca parası yemeye karar verdim.

Bu maaşla geçinemiyorum.

Çok yoruldum,  biraz da dinlenmek istiyorum.

Home Office çalışmak istiyorum.

Hayırlısıyla ben bir istifa edip gidicem.


26 Ocak 2015 Pazartesi

Staj Mülakatı Sırasında Bu 7 Hatayı Yapmayın




Stajyerler için mülakat oldukça korkutucudur.  Daha önce hiç mülakata katılmamışsanız ve bu sizin ilk stajınızsa oldukça sinir bozucu olabilir.
Staj mülakatlarının amacı İnsan Kaynakları Uzmanını etkilemek ve ona staj için en uygun aday olduğunuzu göstermektir. Ne kadar deneyimli olursanız olun mülakatta güçlü yanlarınızı ve yeteneklerinizi gösterin.

 
Mülakat sırasında söylememeniz gereken 7 şey:
Çok gerginim!

İnsan Kaynakları Uzmanı sizin gergin olduğunuzu zaten biliyor. Görüşmede ne kadar gergin olursanız olun kendinize olan güveninizi göstermeye çalışın. Mülakatı yapan kişi sadece sizi tanımak ve becerilerinizin staj için uygun olup olmadığını anlamak istiyor.
Sorduğunuz sorunun cevabını özgeçmişimde yazmıştım.

Merak etmeyin, İnsan Kaynakları Uzmanı mülakattan önce özgeçmişinizi incelemiştir. Özgeçmişinizde yazdığınız proje, tez ya da işle ilgili soru soruyorsa, bu daha fazla detay öğrenmek istediğini gösterir. Sorulara “Özgeçmişimde yazmıştım. “ gibi cevap vermek yerine, soruyu detaylı bir şekilde yanıtlayın.
Bilmiyorum.

Mülakat için ne kadar pratik yaparsanız yapın, sizi şaşırtacak bir soru mutlaka gelir. Bilmiyorum demek yerine, zaman kazanmak için mülakatı yapan kişiden soruyu tekrar etmesini isteyin. Bu size düşüncelerinizi toparlamanız ve yanıt vermeniz için zaman kazandıracaktır.
Çok fazla deneyimim yok.

İnsan Kaynakları Yöneticileri, stajyerlerin ya az ya da hiç deneyimi olmadığını düşünürler. Bir üniversite öğrencisinin deneyimi olmadığı için üzülüp, özür dilemesi gerekmez. Mülakat sırasında, zayıf yönleriniz yerine güçlü yönlerinizi ortaya çıkarmaya gayret edin. Böyle yaparak deneyiminiz olmamasına rağmen neleri başarabileceğinizi gösterebilirsiniz.
Iııııııı, hımm

Konuşma sırasındaki gereksiz duraksamalarınız en iyi mülakatı bile mahvedebilir. Farkında olmadan söylediğiniz hımm, ııııııııı, ya, cık gibi ifadelerden kaçının.
Stajı, sadece mezun olabilmek için zorunluluktan yapıyorum.

Hepimizin de bildiği gibi pek çok üniversite öğrencisi stajı zorunlu olduğu için yapıyor. Bu zorunluluğu işverenlerin de bilmesine rağmen, stajyerliğe kabul edilebilmek için bunu söylemekten kaçının.  İşverenler, zorunluluktan değil de gerçekten kurumlarında deneyim kazanmak isteyenleri stajyerliğe kabul ederler.
Benim sorum yok.

Stajyerlerin mülakat sırasında yaptıkları en büyük hatalardan biri de hiç soru sormamaları. İnsan kaynakları uzmanları stajyerlerden mülakat sonunda en az bir iki soru beklerler. Mülakata gitmeden pozisyona uyan ve sizin kurum hakkında araştırma yaptığınızı da gösterecek birkaç soru hazırlayın.

Mülakat sırasında mükemmel bir ilk izlenim vermeniz gerektiğini unutmayın! Söylememeniz gereken şeyleri yapmazsanız staja kabul edilmemen için hiçbir neden yok. Bol Şans!

 



Kaynakça:
Heather R. Huhman’ın “Don’t Make These 7 Mistakes During An Interview” yazısından çeviri yapıulmıştır.




 

 

20 Ocak 2015 Salı

Anne Ben Büyüyünce İk cı Olcam







Çocukken hepimize sorulmuştur.  “Söyle bakalım büyüyünce ne olacaksın?”

Bana sorulduğunda “ arkeolog” dediğimi hatırlıyorum. Okuduğum bir kitaptan etkilenmiştim, arkeolog olup Mısır Piramitlerinin şifresini çözecektim. Blogger’lığı bırakın İnsan Kaynakları diye bir branş henüz ortaya çıkmamışken, nereden bilebilirdim İnsan Kaynakları alanında çalışacağımı.

Aynı soruyu geçenlerde arkadaşlarımın çocuklarına sordum. Astronottan tutunda futbolcu, sütçü, dansözlüğe kadar pek çok meslek sıraladılar. Ama bunların içinde” İnsan Kaynakları Uzmanı” yoktu.

2 gün önce komşumla aramızda geçen konuşmayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Komşu: Nigar sen halkla ilişkilerci miydin? ( Daha önce pek çok kez “İnsan Kaynakları Uzmanı” olduğumu söylemiştim.)
Nigar: Hayır, insan kaynakları uzmanıyım.
Komşu: Sanki daha önce duymuştum ama İnsan Kaynakları uzmanı ne yapar bilmiyorum. Okulu falan var mı bunun, anlatsana biraz.

İnsan kaynakları, iş gücü piyasasında hak ettiği yeri ne yazık ki henüz alamadı. Çok kilit bir bölüm olmasına rağmen pek çok kurum, olsa da olur olmasa da olur, özlüğü, işe giriş- çıkışı zaten muhasebeci halleder zihniyetiyle yaklaşmakta. Bunun en büyük nedenlerinden biri kurum yönetimlerinin insan kaynaklarına bakış açısı. Bu bazen yönetimin İnsan Kaynaklarını gereksiz gördüğü için, bazen çalışan hakkında karar alma yetkisinin elinden gideceğinden korktuğu için en çok da işine gelmediği için İnsan kaynaklarına hak ettiği değeri vermiyor. Ama ne zaman çalışanların motivasyonu düşüp iş gücü kayıpları artar, sendikal problemler ortaya çıkar,  işe iade, mobbing davaları alıp başını giderse işte o zaman insan kaynaklarının varlığı hatırlanır.

İnsan kaynaklarının lisans düzeyinde okutulması, yüksek lisans, doktora programlarının açılması yani akademik olarak da kabul edilmesi umudumu artırdı. Bloggerlar olarak elimizden geleni yaptığımıza inanıyorum.  X kuşağı, y kuşağı derken z kuşağıyla birlikte de pek çok şey değişecek.  Ben gelecekten umutluyum.

Kim bilir belki 5 yıl sonra çocuklar büyüyünce İnsan Kaynakları Uzmanı olmak ister.






Not: Türkiye’de gerçekten insan kaynaklarının hakkını veren kurumlar bir elin 10 parmağını geçmez. Siz böyle bir kurumda çalışıp bana katılmayabilirsiniz.Yazılarımı geneli düşünerek yazıyorum..

18 Ocak 2015 Pazar

Esrarengiz CV




Detaylı bilgiyi bırakın, ulaşabilmemiz için cep telefonunu ya da mail adresini bile yazmayan pek çok adayın özgeçmişi elimize ulaşıyor. Ben böyle cv’lere “ esrarengiz cv “ diyorum.

Adayların neden, hangi amaçla bu cv’leri doldurduklarına da bir anlam veremiyorum. Özgeçmişi gelişigüzel, özensiz ve yarım yamalak doldurmuş bir adayın iş aradığına, işe ihtiyacı olduğuna inanmıyorum. Can sıkıntısından başvurmuş diye düşünüyorum. Çünkü başvurduğu işi gerçekten isteyen bir aday daha dikkatli ve özenli olur. Kendisine ulaşılamadığında iletişime geçilecek başka bir numara da ekler özgeçmişine.

Araştırmalara göre insan kaynakları uzmanlarının özgeçmişi inceleme süresi 6 saniye. Yani, adayın mülakata çağrılmasına 6 saniyede karar veriliyor. Özgeçmiş bu 6 saniye içinde insan kaynakları uzmanının dikkatini çekerse, daha sonra detaylı bir şekilde inceleniyor ve mülakata davet edilme şansı artıyor.

Google’a örnek cv ya da özgeçmiş yazdığınızda 392.000 sonuç bulunuyor. Aday iyi bir özgeçmiş hazırlayamayacağını düşünüyorsa, google’daki örneklerden yararlanabilir.

Yüzlerce aday arasından fark edilmek, mülakata davet edilmek istiyorsanız özgeçmişinizi detaylı ve özenli bir şekilde hazırlayın.

Unutmayın özgeçmişiniz sizin ilk izleniminizdir. İlk izleniminizde olumlu, güzel bir etki bırakırsanız mülakata davet edilme şansı yakalarsanız.

Özenli ve güncel bir özgeçmiş hazırlamanız dileğiyle…