Staj
başvurularının yapıldığı şu günlerde ben de kendi staj deneyimimden bahsetmek
istiyorum.
2009 yılında
henüz ikcı değilken, Ankara Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı son sınıf
öğrencisiydim. Ya tercüman olarak kariyerime devam edecektim ya da İnsan
Kaynakları alanına geçiş yapacaktım. Ama bir eksik vardı: Daha önce hiç iş
tecrübem yoktu ve mezun olmadan önce çalışma hayatıyla ilgili bir fikrim olsun
istiyordum. Bu eksiğimi nasıl tamamlarım diye düşünürken yolum Erasmus Stajla
kesişti. “ Erasmus Öğrenci Değişim Hareketliliği “ni biliyordum ama Erasmus Stajı ilk defa duymuştum. Staj yapılacak kurum, resmi yazışmalar, vize işlemleri gibi bütün işlemleri öğrenci tek başına yaptığı için fazla başvuru yapılmıyor bu yüzden de çok bilinmiyor. Özellikle gidilmek istenilen ülkede staj yapılacak uygun bir kurum bulmak, onlarla iletişime geçmek ve stajın kabul edilmesini sağlamak, kalacak yer ayarlamak gerçekten çok zor. Türkiye’de bile staj ayarlamak bu kadar zorken bir de Erasmus Stajın zorluğunu hayal edin. Beni de zorlayan noktalar bunlar oldu. Süreç o kadar uzadı ki son ana kadar bende gidebileceğimden emin değildim ama umudumu da kaybetmemiştim.
Dil Tarihten
Hocam, o zamanlar DAAD ( Alman Akademik Değişim Servisi ) Müdürü de olan Nilgün
Hocanın, bir dönem önceki 2 öğrencisine kurum bulmalarında ve resmi işlemlerde
yardımcı olduğunu duymuştum. Stajyerler sadece vize işlemlerini kendileri
yapmış, onun dışındaki tüm işlemleri, yurdun ayarlanması da dâhil Nilgün Hoca
ayarlamış. Ben de bir umut Nilgün Hoca’nın kapısını çaldım. Ancak bir önceki
dönem, kurum stajyerden memnun olmayıp böyle stajyerler göndermeyin deyince
Nilgün Hoca staj konusunda kimseye yardımcı olmayacağını söyledi. Henüz başvuru
yapmadan ilk hayal kırıklığını yaşamıştım. Moralim bozulsa da bu stajı yapmayı
çok istiyordum ve denemeye de kararlıydım. İşin kötü tarafı sınıf arkadaşlarım
da boşuna uğraştığımı düşünüyorlardı.
Günlerce
internetten kurumları araştırdım, pek çok şirkete onlarca mail gönderdim, yurt
dışında yaşayan akrabalarımdan yardım istedim, kısaca elimden ne geliyorsa
yapmaya çalıştım. Tam bir hafta sonra kuzenimden güzel haber geldi. Bir
arkadaşının çalıştığı kurumla görüşmüş ve benim için staj yeri ayarlamış. Ben de
okulumdaki AB Ofisiyle görüşerek staj başvurumu yaptım.
Tabi her şey
böyle tozpembe olmuyor. Resmi yazışmalar, vize işlemleri, okulumun staj
yapacağım kurumu kabul etmesi derken çok yorulmuştum. Kimse yardımcı olmadığı için hepsini tek başıma
yapmak zorunda kaldım. Almanya’dan evrakların geliş sürecinin uzaması da her
şeyin tuzu biberi olmuştu. Arkadaşlarım moralimi bozmamak için söylemese de
kimse gideceğime inanmıyordu. Son bir evrakın gelmesiyle başvurumu tamamlayıp,
vizeye başvurdum ve uçak biletlerimi aldım.
Tek başıma
gitmekten biraz korktuğum için birçok
arkadaşıma birlikte başvuru yapmayı önermiştim. Kimse uğraşmak istemediği için
başvurmak istemedi ve o dönem staj için tek başvuru yapan ve giden ben oldum.
Ve mutlu son!
Ta taam Almanya’daydım J
Ailem, teyzemlerin
yanında kalmam şartıyla izin verdiği için mecburen teyzemlerde kalmıştım. Başta
sıcak bakmasam da staj yaptığım kuruma yakın olduğu için teyzemlerde kalmam
benim için de iyi oldu.
Stajım 3
aylıktı ve yanlış hatırlamıyorsam aylık 1000 Euro gibi bir hibe aldım. Paranın
bir kısmını gitmeden önce, kalan kısmını da staj dönüşü kurumdan aldığınız staj
başarı belgenizle alabiliyorsunuz. Bu hibeyle hemen uçak biletlerimi aldım.
Teyzemlerde kaldığımdan yurt için para ödememe de gerek kalmamıştı. Aylık 1000
Euro çok fazla alışveriş yapmama rağmen bana yetmişti.
Stajla ilgili
aklında ne kaldı diye sorarsanız: Çok az şey.
Ama profesyonel iş hayatının nasıl olduğu, farklı kültürlerle birlikte
çalışmayı, yurt dışında işlerin nasıl yürüdüğünü gözlemledim ve olağanüstü
tecrübeler kazandım. En önemlisi de kendime
olan güvenim arttı ve ne istediğime karar verdim.
Erasmus staj
ilk iş tecrübem olmuştu. Bu kazandığım tecrübeler daha sonra iş bulmamda, diğer
adaylardan bir adım öne geçmemde bana çok yardımcı oldu.
Bunun yanında
Almanya’ya gitmişken Belçika, Hollanda gibi diğer Avrupa ülkelerini de görme
fırsatım oldu.
Birkaç defa
kayboldum,
Amsterdam’da
gezerken kendimi birden Dünya Eşçinseller Günü ( Christopher Street Day )
yürüyüşünün tam ortasında buldum,
Hintlilerle
Belçika’ya gittim,
Hollanda’da
2. el pazarından 50 Cent’e ilk UGG’ ımı aldım,
Belçika’da
çikolatayı yeniden keşfettim,
Mimari
şaheser kiliseler gezdim,Çok güzel dostlarım oldu,
Koca bir günümü
Köln’deki Çikolata Müzesinde (Schokoladenmuseum )
geçirdim,
Belçika’da
param bitti,
Almanlar
su yerine Mineralwasser içtiği için marketlerde su bulmakta zorlandım, çok
susuz kaldım,
Erasmus
Partiler süperdi,
Bürüksel
sokak pazarlarını saatlerce gezdim,
Ünlü
Oktoberfest’e katıldım,
Trafik
kurallarına uymayı Almanya’da öğrendim.
Waffle
aşkım Gent’de başladı,
Özetle,
Erasmus Staj sayesinde harika bir 3 ay geçirdim.